21 Şubat 2010 Pazar

Asansörde

Geçen hafta yine gezdim, dolaştım gönlümce. Fazla uzağa değil yakınlardaki bir avmde yürüyüş babında. Malum henüz ilkbahar gelmedi. Benim de sabah soğuklarında kan ter içinde kalmaya niyetim yok. Telafisini kapalı mekanlarda icra etmekteyim.

Avm'nin küçük bir asansörü var. Dahiyane bir fikir aslında. Asansörü ne kadar küçük yaparsak, alışveriş o kadar artar mantığı ile inşa etmişler...



Neyse. Bu ayrı bir konu.

En üst kattan asansöre bindik. 5-6 kişiyiz. Asansör zaten 10 kişilik! Bir alt kata indik, kapı açıldı 3-4 kişi daha bindi. Çocuk, genç, bir de orta yaşın üzerinde piknik tip bir teyze. Asansörün kapısı kapanacağı esnada, bir cep telefonu melodisi duyuldu. (Benimki değil.)

Piknik teyzem yanındaki genç hanıma şöyle bir cümle sarf etti :
"Telefon çaldı, benimki mi acaba?"

Şimdi bu cümlede ne var diyeceksiniz. O kadar normal, o kadar basit ve o kadar sıradan bir hal ile söylendi ki. Ben sessiz ve derinden koptum.

Ah dedim, bir an olsun şu kadar ferah olamadım. Cep telefonun var, hattın var, veya kontörün var, çantanda duruyor. Demek ki arada sırada konuşuyorsun. Amma velakin çaldığında, kimin olduğunu tespit için asansörde yüksek sesle sorup duyuru yapıyorsun önce :) Telefon kimseye ait değilse, çantanı açıp o zaman bakacaksın.

Hayatı bu kadar sade irdeleyebilmeyi ne çok isterdim.

Hiç yorum yok: