8 MART 2009 PAZAR GÜNÜ
ÇAYYOLU’NDA KONUK OLDUĞUM BİR EVİN BALKON PENCERESİNDE.
MORLU SARILI MENEKŞELER, MİS KOKULU, İLK BAKIŞTA NAYLON MU ACABA
DEDİRTEN, YAKLAŞIP DOKUNUNCA UTANILIP, KOKUSUYLA MEST OLUNAN...
VE MENEKŞELERLE İLGİLİ BİR TUTAM DUYGU, DÜŞÜNCE ARZ ETME İHTİYACI.
GI
|
Bu yazı nereden aklıma geldi diye soracak
olursanız, cevap “aniden”. Pazar günü gördüm menekşeleri ve cep telefonumla
fotoğrafladım. Elbette amatörce ve anlık bir tespit.
Menekşelerin alınma öyküsü ve bu öykünün öncesi
de, benim bu menekşelere rastlama durumumun öyküsü ve bu öykünün öncesi de çok
dokunaklı. Bu anıları, burada canlandırarak okuyanların içini şişirmeyeceğim.
Öylesine denk gelmiş olsun, tesadüfen yani.
Asıl yazmak istediğim, menekşelerin bende
bıraktığı izler ve özlemler.
Onları gördüğüm andan itibaren insan yerine, o
yeşil topraklı torbanın içindeki morlu sarılı menekşeler olarak hayata devam
etmek istedim. Belki onlarca günün ağırlığı, belki de ondan önceki yılların da
yaşanmışlıkları.
Bir semt pazarında, daha doğrusu yanıbaşındaki
çiçekçiden alınmışlar sanırım. Yeşil torbanın içi toprakla dolu. Üst kısmında
torba kalın bir askılık olmuş. Oradan pencerenin ferforjelerine asılı. İçinde
toprak var ve tabi büyütülen çiçek kökleri. Yukarıdan su verilecekmiş, bu kadar
az toprak ve kısıtlı yer ile ne kadar yaşarlar bilmem ama öylesine coşkulu
görünüyorlar ki. En azından yaşadıkları yanlarına kâr kalacak. Hem eşsiz
güzellikleri, hem mis gibi kokuları ve bulundukları balkona verdikleri coşku
ile.
Bu menekşeler bana göre oldukça kalabalık bir
grup. İçinde aile(ler), akrabalar, dostlar, arkadaşlar ve çocuklar var. Hepsi
bir arada, aynı topraktan beslenerek yaşıyorlar. Hem birbirlerine mecbur, hem
de çok bağımsızlar. Dikkat edilirse kimisi daha büyük, kimisi iki renkli,
kimisi de boynunu daha fazla uzatmış.
Aslında, onları bir torbada biraraya getirenin
elinde şekillenmiş her-şey. Onların öyle güzel görünmelerini akıl edenin
ellerinden çıkmış yazgıları. Her şey ince ince düşünmekle başlamıyor mu zaten?
İnsan olmaktan kurtulup, bu yeşil torbanın içinde
bir adet menekşe olma isteği ne zaman aklıma geldi, ilk gördüğümde. Sadece su,
güneş ışığı ve bulunduğu toprağın içindeki besinler ne kadar yeterse o kadar
yaşamak. Ve günün birinde bu “güzelleştirme” misyonunu tamamlayarak, kalmak
öylece.
Yaşamınızda bir minik menekşenin içinde olduğu bu
torba gibi, torbadaki herkesin sizin güzelliğinize güzellik katması ve destek
vermesi temennisi ile son veriyorum bu menekşeleşme arzusuna.
Muhabbetle.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder